Yarençka (Bozorg ALAVİ – Çeviren: Murat ALTINYOLLAR)

Bu isim dışında ona dair hiçbir şey bilmiyorum. Ondan geriye kapkara bir boşluk kaldı. Adını bile doğru dürüst bilmiyorum. Ona adını sorduğumda "Yerena" demişti...

Devamını oku...

Seminer (Özcan GÜLER)

O lüks otelin kapısından içeri girdikten sonra gözlerim tanıtım panosunu arıyor. Görünce, “Doğru yerdeyim” diye düşünüp, resepsiyona yöneliyorum...

Devamını oku...

Hep Güzel Olanı Severmişiz Gibi (Neriman AĞAOĞLU)

Kaç kişiydik arabada? Hayat üzerine konuşuyorduk. Hayatın doğruları üzerine. Yalnızca doğrulardan ibaret yaşıyormuşuz gibi...

Devamını oku...

Resim (Tümay ÇOBANOĞLU)

Masum bir yüzün resmini gördük dün akşam Kirpiklerin arasına sıkışmış binbir çeşit mine ve erguvan...

Devamını oku...

Beyin Bulantısı (Kayhan DENİZ)

Yüzlerce sevimsiz sabahtan biriydi; bu sabah, beni öldürmeyecek türden bir soğuk algınlığına yakalandığımdan dolayı daha da sevimsizdi...

Devamını oku...

Camdan Gözyaşları (Aysel EKİZ)

En çok çocuk olmak ağrıma gitti. Çorak ayrılıklar yaşadım, bir sınır çizgisi. Yıldızları saydıkça çoğalan geceler, takvimi kopardıkça gelmeyen temmuzlar...

Devamını oku...

Kızıl (Tamer GÜLERYÜZ)

“yükselmek için gökyüzüne önce kök salmalısın” zırdelinin sözleri mıh gibi aklımda...

Devamını oku...

Susmanın ve Konuşmanın Mevsimi (Feyziye ALPER)

Hava sıcaklığı mevsim normallerinde seyrediyor. Ağustos. Her şeyin sustuğu, sıcağa teslim olduğu bir öğleden sonra...

Devamını oku...

Dersimiz Edebiyat (Hülya SOYŞEKERCİ)

Yaşadığımız çağda teknolojinin getirdiği olanaklar sonucu, ‘bilgi’nin yerini ‘enformasyon’ almaya başlamış; bu değişme olgusu giderek daha etkin...

Devamını oku...

Bozuk Çikolata (Mehmet Fırat PÜRSELİM)

Kafam demirlere iyice sıkışmıştı, kendimi bir türlü kurtaramıyordum. Pencerenin demirlerine nasıl soktuysam kafamı, bir türlü çıkartamıyordum...

Devamını oku...